Home Genel Atatürkün Kişisel özelliklerini Anlatan Kısa Yazılar Anılar

Atatürkün Kişisel özelliklerini Anlatan Kısa Yazılar Anılar

15 7132

Atatürkün kişisel özelliklerini anlatan anılar

ASKERLE GÜREŞ

Bir gezisinde, Kolordu binasının kapısında aslan yapılı bir Mehmetçik gördü Çağırdı ve güler yüzle sordu:
– Sen güreş bilir misin?
Yanındakilerden en kuvvetli görünenlerle Mehmetçiği güreştirdi Genç asker her zaman üstün geliyordu
Çok neşelendi, ayağa fırladı
Ceketini çıkarıp Mehmet’e ense tuttu:
– Haydi, bir de benimle güreş!
Katıksız ve temiz Anadolu çocuğu Ata’sının yüzüne hayranlıkla baktı:
– “Atam,” dedi “Senin sırtını yedi düvel yere getiremedi Bir Mehmet mi bu işi başarır?”
Gözleri doldu ve ağlamamak için gülmeye çalıştı
Tahsin UZER

Kaynak: Millet Dergisi, 1946
—————————————————————————————————
KAHRAMAN TÜRK KADINI

Mart 1923 Tarsus:
Mustafa Kemal İstasyon’dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürüdü O’nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek, ilerledi O sırada ansızın bir olayla karşılaştı
Milli Mücadele’deki çete giysili bir kadın, Atatürk’ün yolunu keserek ayağına kapandı Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:
– “Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!”
Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar
Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi:

- “Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın”
Taha TOROS
—————————————————————————————————
TÜRK ORDULARI BAŞKUMANDANIYIM

fyonkarahisar’ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal’in çadırına getirilmişti
Bunlardan birisi, Muzaffer Generalin doğup büyümüş olduğu Selanik’ten gelmişti Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden
ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı
– Binbaşı mısınız?
– Hayır
– Albay mı?
– Hayır
– Korgeneral mi?
– Hayır
– Peki nesiniz?
– Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
– Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!

General SHERRIL

Kaynak: General Sherril – Atatürk Nezdinde Bir Yıl Elçilik, 1935

GENELGEYLE DEVRİM OLMAZ

1924 yılının ilkbaharıydı Erzurum ve Pasinler’de depremde birçok köyün evleri yıkılmıştı
Zarar gören halkla görüşmek için Pasinler’e gelen Atatürk, halkın içinden ihtiyar bir köylüyü çağırdı:
– Depremden çok zarar gördün mü, baba? diye sordu Atatürk ihtiyarın şüphesini görünce, tekrar sordu:
– Hükümet sana kaç lira verse, zararını karşılayabilirsin? İhtiyar, Kürt şivesiyle:
– Valle Padişah bilir! dedi
Atatürk gülümsedi Yumuşak bir sesle:
– Baba, Padişah yok; onları siz kaldırmadınız mı? Söyle bakalım zararın ne?
İhtiyar tekrar etti:
– Padişah bilir!
Bu cevap karşısında kaşları çatılan Atatürk, Kaymakam’a döndü:
– Siz daha devrimi yaymamışsınız! dedi
Bu sırada görevini başarmış insanlara özgü bir ağırbaşlılıkla ortaya atılan tahrirat katibi:

- Köylere genelge yolladık Paşam, dedi Atatürk’ün fırtınalı yüzü, daha çok karıştı:
– Oğlum, dedi, genelgeyle devrim olamaz!”

Ahmet Hidayet Reel
—————————————————————————————————

YENİLSEYDİK SORUMLU BEN OLACAKTIM

Bir aralık konu İstiklâl Savaşı’na geldi Dikkat ettim, Binbaşılar dahil her komutanın hangi birliğe komuta ettiğini,
nerede bulunduğunu, -bir gün önce olmuş gibi- hatırlıyordu O savaş ki araç, gereç,
personel kıtlığı bugün güç tasavvur edilirdi Tümenlere binbaşılar, Kolordulara yarbaylar komuta ediyordu!
Fakat, bu kadro canını dişine takmış bir ekipti Var olmak ya da olmamak bu savaşın sonucuna bağlıydı 30 Ağustos bu ruh haletinin eseriydi Böyle bir dramı, hem yazarı, hem baş aktörünün ağzından dinlemek müstesna bir mutluluktu O anılar Ata’yı coşturdukça coşturuyordu Anlatmalarında abartma yoktu Ama bu anlatış öylesine canlı, öylesine plastikti ki, hepimiz heyecandan heyecana sürükleniyorduk Anlatışlarını şöyle bağladı:
– İşte büyük zafer böyle ortak bir eserdir Şerefler de ortaktır
Bu alçakgönüllülük şaheseriyle konunun kapanacağını tahmin ediyorduk Bu arada

Atatürk bir duraklama yaptı Sonra içine dönük, adeta kendisiyle konuşur gibi ilave etti:
– Ama yenilseydik sorumluluk ortak olmayacak yalnız bana ait olacaktı
Bu belagat karşısında gözyaşımı tutamadım Tarihin, zaferleri kendine maleden, yenilgileri ise maiyetine yükleyen
sahte kahramanlarını hatırladım
Ord Prof Sadi IRMAK

YURDUMUN TOPRAĞI TEMİZDİR

Kral Edvard İstanbul’a geldiği zaman,yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayına yanaştı
Atatürk rıhtımda onu bekliyorduDeniz dalgalıydıKralın bindiği motor,inip çıkıyordu
İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sırada,eli yere değerek tozlandı
O sırada Atatürk elini uzatmış bulunuyordu
Bunu gören Kral bir mendille elini silmek istediği zaman Atatürk:
-Yurdumun toprağı temizdir,o elinizi kirletmez,diyerek Kralı elinden tutup rıhtıma çıkardı

DEVRİM BİR ANDA OLUR YA DA OLMAZ

Atatürk yazı devrimini gerçekleştirmişti
Yaşlı,genç,kadın,erkek tüm yurttaşlar yeni harfleri öğrenmek için gece gündüz kurslara gidiyorlardı
Devrimi izleyen iki yıl içinde bir buçuk milyon vatandaş okur yazar olmuştu
yazı devriminin en dikkate değer yanı,Atatürk’ün bu devrimin yerleşmesinde en ufak bir ihmali bile kabul etmemiş olmasıdır
Örneğin bazı kimseler kendisine:
-Paşam,ilkokulların ilk sınıflarından itibaren yeni harflerle öğretime başlayalım
O kuşakla birlikte ortaokulu,liseyi ve üniversiteyi izletelim,diyorlardı
Atatürk bu görüş ve düşüncelerin hiçbirisine yanaşmadı -Devrim ya bir anda olur,yada hiç olmaz,dedi

YAPACAKLARIMDAN SÖZ EDİN

Bir soruşturma dolayısıyla,Atatürk’ün başardığı işlerden Vasıf Çınar söz açmıştı
Kendisine Sordu:
-Sizin en büyük eseriniz hangisidir?
Atatürk’ün kısa cevabı şu olmuştu:
-Benim yaptığım işler,biri ötekine bağlı gerekli olan işlerdirFakat,bana yaptıklarımdan değil,
Yapacaklarımdan söz edin

BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK

Yazı devriminden sonra(1928),Atatürk’ün kara tahta başındaki resmi görülünce,O’na “başöğretmen” denilmeye başlanmıştı
Aslında,adlandırmada geç kalınmıştı
Kurtuluş Savaşı’ndan hemen sonra,bir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmişti:
-Yurdu kurtardınızŞimdi ne yapmak istrerdiniz?
Hiç duraklamadan şu cevabı vermişti:
-Milli Eğitim Bakanı olarak Türk Kültürünü Yükseltmeye çalışmak,en büyük amacımdır
Ondan sonra Atatürk nerede görünse,mutlaka orada bir okula girer,öğretmen ve öğrencilerle konuşurdu
Birgün Atatürk’ün yolu köy okuluna düştüTek sınıflı okulda bir genç öğretmen ders veriyordu
Atatürk sınıfa girince,öğretmen kürsüsünü terk etti
Atatürk:
-Hayır,yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz,dediEğer izin verirseniz,bizde sizden faydalanmak isterizSınıfa girdiği zaman,Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir,

Bir önceki haberimiz olan Memur Maaşları Erken Ödenecek! başlıklı haberi de okumanızı öneririz.

Gelen Aramalar: atatürkü anlatan kısa yazı,atatürk\ün kişilik özelliklerini anlatan yazı,atatürkü anlatan kısa yazılar,atatürkün kişilik özelliklerini anlatan yazı,Atatürkün kişisel özelliklerini anlatan yazı,atatürk\ün kişisel özelliklerini anlatan yazı,atatürk\ün kişilik özelliklerini anlatan yazılar,atatürkün kişilik özelliklerini anlatan kısa şiirler,atatürkün kişisel özelliklerini anlatan kısa yazılar,atatürkün kişisel özelliklerini anlatan kisa şiirler

15 COMMENTS

  1. Geçen yılki LYS başarısıyla T&;rkiye’yi şaşkına çeviren Bitlis, Bu yıl da T&;rkçe-Sosyal’de birinci olmuş. Önyargıları yıkıyor bu haber. e

    • allah senın belanı versin zaten senın gibiler yuzunden ulkemız bu hale geldi biz Türklerde senden nefret ederiz senin gibilier olmasa daha nice atalar olurdu cahil .

    • Sen kendini ne sanıyosun be cahhil ! Atatürk olmasaydı belkide yaşamıyoduk slk . O bu vatanı adlı bize verdi senin dediklerine bak lan pislk ! Atatürk oılmasa köleydin şimdi anladınmı yüzsüz ülkemiz sizin yüzünüzden batıyo ama Atatürk’ü unutturmyuyucaz istediğin kadar nefre et !!

Leave a Reply